bir gurbet olmuşken ankara!
adının geçtiği şarkı sayısı istanbul kadar olmasa da, ankara özel bir şehirdir gene de… evet cansız gibi durur akşamları, sanki hayat da duruyordur ankara’da ama gene de küçük gizli bölmelerde atan kalabalık kalpler var bu şehirde.. burnunun havada olması ile ünlü, kendini bulunmaz hint kumaşı sanan kızlarıyla nam salmıştır ankara, ankara kızları diye.. ankara’nın taşına bak dense de çocukluğumuzdaki şarkılarda, o taşlardan ne damlalar ne yaşlar akmıştır gecenin karanlıklarında… bir denizi olmadığı için ezik kalmıştır insani, bir de meclisinin o zamanlardaki kadar heybetli insanlarla dolu olmadığından! istanbul’da aşklar deniz olduğu için kolayken, ankarada aşık olmak zordur hep ve bir o kadar meşakkatlidir aslında… vefasızlık kentiyken istanbul, ankara sadakat timsali olmuştur geçmişten geleceğe… ve herşey satılıkken taşı toprağı altın istanbul’da, ankara’da satılmadı ne vatan ve ne de bir parça çorak toprağı ülkemin… dalmak kolayken istanbul’da denizlere, boğaza camilere ortaköy’ün meydanında ve üsküdar’ın korularından, günbatımını izlemek meşhurken kızkulesinin üzerinden ve boğaza nazır, ve kolayken onca tarihin her noktada gözüne dolması, bulmak zordur ama en güzelidir çıkarması en eski medeniyetleri anadolunun beşiği ankara’da… ve ankara! ankara bir gurbet şehridir işte yalnızlığımızda….