AkÅŸam YemeÄŸi

Monday March 28th 2005, 23:07 pm |   |  Genellikler | by eser s.

… Tamam! Ä°letiÅŸim devrelerine girmiÅŸti. Yüzünde herhangi bir ifade belirmesine izin vermeden. Mihriman Koletski ismini düşündü. Gözünün önünde seçim ekranı belirdi. Kadının belleÄŸine girmek istiyordu. Hiç vakit kaybetmeden gereken seçeneÄŸi düşündü ve karşısına garip bir hiçlik çıktı. Mihriman’ın belleÄŸine giriÅŸi engelleniyordu. Kadın hala karşısında son derece zarif hareketlerle yemeÄŸini yiyordu. Başını kaldırıp yavaşça baktı. …


Semih’in gözleri öncelikle Mihriman’ın göğüslerine takılmıştı. Åžaşırtıcı derecede dolgun ve düzgündüler.

–Sanıyorum daha az transparan bir ÅŸey giymem gerekiyordu.

Delikanlı anlaşılmış olduğu için biraz utanmıştı, ama çabuk topladı.

–Eh!.. Böylesine bir güzellik, bir de gözler önüne serilmiÅŸse… Bakmamak günah olur.
Mihriman’ın gözlerinde muzip bir esinti gelip geçmiÅŸti. Kadın peçetesini açarken Semih daha dikkatli bakıyordu. Uzun dalgalı kestane rengi saçları omuzlarını geçiyor, ama zarif boynunu örtmüyordu. Pembe ipekli bir gece kıyafeti giymiÅŸti. Sadece göğüsleri deÄŸil, vücudunun tüm hatlarını ortaya koyuyordu. Boyu Semih’ten biraz kısa durduÄŸuna göre 1,85 civarında olmalıydı. Mihriman’ın güzel olduÄŸunu biliyordu ama gene de bu kadarını beklememiÅŸti. Sanki kadının bedeninden yayılan güçlü titreÅŸimlerin etkisi altına girmiÅŸti.
Garson gelip, ÅŸarap tepsisini masaya koydu, yanına da domuz derisi kaplı menüyü bıraktı. Mihriman’ın gözlerinde aynı muzip gölgeler dolaşıp duruyordu. Küçük kristal kadehlerin içindeki rengarenk içkilere bir süre baktılar. Kadın bir tanesinden küçük bir yudum alıp hafifçe yutkundu, sonra yerine koydu.
–Hımm! Öküz gözü üzümleri, Tokat dolayları 44 mahsulü…
Semih baÅŸka bir kadeh aldı. Åžarabı tattı. Çok güzeldi… Ama iÅŸte o kadar… Gözlerindeki muzip ifade deÄŸiÅŸmeden Mihriman ikinci bir kadehi denemeye baÅŸlamıştı. Yavaşça aÄŸzının içinde çevirdiÄŸi anlaşılıyordu. Semih kadının dudaklarının ne kadar da ÅŸehvet dolu olduÄŸunu fark ediyordu. Öpmek için dayanılmaz bir istek duydu. Ancak sabırlı olmalıydı. Daha yemeÄŸin sonuna ve kendi dairesine gitmelerine çok vardı.

–Ooo! Marmara adası üzümleri… Bunu her yerde bulamazsın…

Semih sırf suskun kalmamak için bir şeyler söylemesi gerektiğini düşünüyordu.

–Yıllanmış bir ÅŸarap deÄŸil mi?
–Hayır. Bu yılın ÅŸarabı… 47… Ama çok deÄŸiÅŸik ve hoÅŸ bir tadı var.
Semih bu ÅŸarap sohbetinden oldukça sıkılmaya baÅŸlamıştı. Konuyu deÄŸiÅŸtirmek için iri menüyü kaldırdı. Menü önce zorlandı sonra bir tüy gibi havaya kalktı. Åžimdi ikisinin arasında, nerdeyse yere deÄŸmeden duruyordu. Kalın cilt kapağını açtılar. Yemek isimleri özel mürekkep ucuyla yazılmış gibi duruyordu. Semih okuduklarından yemeklerin neye benzeyeceklerini çıkarmaya uÄŸraşıyordu. KaÅŸları elinde olmadan çatılmıştı. Kadın zarif bir el hareketiyle parmağını “Saray Usulü Kalkan” yazısının üzerine götürdü. Yazının üzerinden parmağını geçirince, menünün iç ÅŸekli deÄŸiÅŸip, harika bir yemek görüntüsüne dönüştü.

–Kokusunu da duymak ister misin?

Semih menüdeki yemek resmine yaklaşınca gerçekten de nefis koktuğunu fark etmişti. Mihriman parmağını sayfanın yanında başka bir yere değdirdi ve resim kaybolup, yemek listesi ortaya çıktı. Arkasından bir kaç yemeği daha açtılar. Sonunda kalkan balığı ve iç pilavlı kuzu sarmaya karar vermişlerdi. Mihriman parmağını kuzu sarmanın üzerine koydu. Kağıdın üzerinden kaldırmadan çekerek sol alt köşede oluşan garsonun resmine götürdü. Ardından aynı işlemi kalkan balığı için yaptı. Sayfa şimdi tamamen değişmiş ve biraz önce tattıkları içkilerin itinayla yazılmış isimleriyle dolmuştu. Mihriman parmağını beyaz dömi-sek bir misket şarabı üstüne koydu. Semih oturduğu yerden dehşet içinde izliyordu.

–Ä°lk kez mi geliyorsun buraya?

Semih soruya çok hazırlıksız yakalandığını hissetti. “Evet” diyebildi. 22 yaşındaydı. Siyah kısa saçları, güçlü sporcu bedeniyle çevresinde oldukça beÄŸenilen bir gençti. Kendi cazibesinden o kadar emin olmalıydı ki Mihriman’la yemeÄŸe çıkmaya bile cesaret edebilmiÅŸti. Garson deniz mahsulleriyle bezenmiÅŸ küçük salatalarını getirmiÅŸti. Mihriman sevinçle karideslere ve istakoz parçalarına baktı.

–Bu restoranı çok seviyorum. GeçmiÅŸ dönemlerin tüm güzelliklerini sunabiliyor. Sonra eliyle çevreyi gösterdi. Gerçekten keyifli olduÄŸu belliydi.

–Sonra bu yapı… Düşünebiliyor musun 19 Yüzyıl’da yapılmış bir gar binası… O zamanlar Avrupa’nın en önemli insanları Ä°stanbul’a trenle gelirlermiÅŸ.

Semih ilgiyle dinliyordu.

–Buranın bir ulaşım terminali olduÄŸunu bilmiyordum.

Mihriman delikanlının gözlerinin içine bakarak yeniden gülümsedi.

–Ulaşım terminali deÄŸil… Gar binası…

Semih eliyle “Ne fark eder.” türünden bir iÅŸaret yaptı. Sonra da buna piÅŸman oldu.

–Buraya Avrupa’dan trenler gelirmiÅŸ. En önemlilerinden birinin ismi de Orient Express’miÅŸ.

–Yani, bu restoranın adı.

–Evet… Çok romantik günlermiÅŸ.

Semih çevresindeki son derece eski görünümlü demir putrellere baktı. Artık hoÅŸ bir kültür merkezi haline gelen bu yapı demek ki onca yüzyıl önce yapılmıştı. Sonra pencereden görünen BoÄŸaz’a baktı.

Kadın susup önündeki yemeÄŸe dönmüştü. Semih inanamıyordu. Zarif parmakları tabağın üzerinde sanki dans ediyor gibiydiler. Åžimdiye kadar kimsenin çatal bıçaÄŸa bu kadar hakim olduÄŸunu görmemiÅŸti. Zaten çok fazla kullanan da yoktu. Mihriman’ın ilk lokmasını çiÄŸnemesini ilgiyle izliyordu. Kendi de bir lokma aldı. AÄŸzının uzaktan nasıl göründüğünü merak ede ede çiÄŸnedi. Mihriman’ı çok hafife almıştı. Hemen onunla ilgili ek bilgiye ihtiyacı olduÄŸunu düşünerek kolundaki küçük düğmeye bastı. Beyninin içindeki küçük tıkırtıyı duydu. Tamam! Ä°letiÅŸim devrelerine girmiÅŸti. Yüzünde herhangi bir ifade belirmesine izin vermeden. Mihriman Koletski ismini düşündü. Gözünün önünde seçim ekranı belirdi. Kadının belleÄŸine girmek istiyordu. Hiç vakit kaybetmeden gereken seçeneÄŸi düşündü ve karşısına garip bir hiçlik çıktı. Mihriman’ın belleÄŸine giriÅŸi engelleniyordu. Kadın hala karşısında son derece zarif hareketlerle yemeÄŸini yiyiyordu. Başını kaldırıp yavaşça baktı.

–Benimle ilgili öğrenmek istediklerini açıkca sormanı tercih ederim.

Semih utancından deli olacak gibi hissetti. Bu tür araÅŸtırma yapmakta çok usta olduÄŸunu sanırdı. “Åže-ÅŸey!” diyebildi. Kadın sevecen bir edayla uzanıp delikanlının elini tuttu. Semih bu kez elin sıcaklığından, hatta titreÅŸiminden sarsıldığını hissediyordu. Aynı anda beyninin içindeki hafif vınlamayı duydu. Birisi onun en gizli bellek bölümüne girmiÅŸti. Ama orası tamamen koruma altındaydı. Yasal olarak o bölümleri kimseye açması gerekmiyordu. Mihriman Semih’in kolunu daha da sıkı tutuyordu.

–Yasal olarak açman gerekmiyor… Ama bu kimse giremez demek deÄŸil.

Semih terliyordu. Kolundan yayılan sıcaklık sanki vücudunu kaplıyor gibiydi. Erkekliğinin sertleştiğini de fark edip şaşkınlıktan bayılacak gibi oldu. Mihriman tüm varlığına hakim oluyor gibiydi. Çırpınıp kurtulmak istedi. Ama garson imdadına yetişti.

–Buyrun efendim… Ana yemeklerinizi getirdim.

Önüne konan yemeÄŸe kurtarıcı gibi bakıyordu. Bu kadının çıplak bedeniyle baÅŸbaÅŸa kalmak inanılmaz bir deneyim olacaktı. Kendini toplaması gerekiyordu. Yüzüne hafif bir gülümseme kondurdu. Genel bilgilerden kadının yakında Güney DoÄŸu’ya kazı yapmaya gideceÄŸini öğrenmiÅŸti.

–Sanırım önümüzdeki günlerde gene eski eserlerle uÄŸraÅŸacaksın.

–Evet… Eski bir baraj yatağındaki bir höyüğü kazacağız.

–Hangisi?

–Kurban Höyük… Atatürk barajının suları ve mil tabakası altında iki asırdan fazla bekledi.

Semih bu konularla ilgili hiç bir merak duymadığını düşünüyordu. Tekrar bilgi bankalarına girdi ve Kurban Höyüğü buldu. MÖ 3000-1000 yılları arasına karşı gelen bir dönemle ilgiliydi. Acaba burayla ilgili ne söyliyebilirdi.

–Semih, bırak bunlarla ilgili bilgi toplamayı.

Semih bir kez daha yerinden sıçramıştı.

–Mihriman! Nasıl oluyorda zihnimin yaptığı tüm iÅŸlemleri takip edebiliyorsun.

Kadın mütevazı bir şekilde gülümsedi.

–Zihninin içinde geçenleri fazla bilmiyorum. Ama bu beyinsel bilgi ağını kuran ekiptenim…

–Yoksa sadece kendinizin bildiÄŸi bir takım gizli komutlar mı eklediniz.

Kadın çok tatlı bir şekilde bakıyordu.

–Hayır Semih… O zaman böyle bir ÅŸey yapmamıza kimse izin vermezdi… Ama biliyorsun, insanın ürettiÄŸi her yapıtta hatalar vardır. Ve senin de deneyecek çok uzun zamanın varsa bu hataları birer birer tespit edersin…

Daha önce okudukları Semih’in aklına gelmeye baÅŸlamıştı… Evet Mihriman gerçekten de sistemi ilk tasarlayan ekiptendi. Tam 32 yıl önce çalıştırmışlardı. Karşısındaki çekici kadının büyüsünden kendini kurtarıp, salim kafayla düşünmeye uÄŸraşıyordu. 87 harekatını da düşündü. Tam altmış yıl öncesiydi. Bütün tarih metinleri yazdığı gibi Mihriman o harekatta inanılmaz baÅŸarı göstermiÅŸti. Katolik-Protestan cephesine karşı verilen savaşın önemli kahramanlarından biriydi. Hatta Ortodoks-Müslüman federasyonunun bir numaralı madalyasına da sahipti. Altın Haç-Hilal ‘le ödüllendirilmiÅŸti.

–Mihriman, sana hayatta heyecan verecek bir ÅŸey var mı?

Kadın gene anlayışlı bir şekilde gülümsemeye başlamıştı. Semih üzülerek yemeğin başındaki canlı ve arzulu bakışların yavaş yavaş sadece sevecenlik içeren bir şekle dönmekte olduğunu görüyordu.

–82 yaşındayım… Her türlü erkeÄŸi, hatta sayıları az olmakla birlikte bazı kadınları da çok yakından tanıdım… Artık baÅŸka bir insan bedeninden elde edebileceÄŸim fazla bir heyecan ve yenilik kaldığını sanmıyorum.

–Ama cinsel oyunlarda bir dahi olduÄŸun söyleniyor.

Mihriman gülümseyerek başını öne eğdi.

–Çok yorgun bir dahi… Ä°nsan bedeninin yaÅŸlanmasını durdurmayı baÅŸardılar.

–Bazı kiÅŸiler için…

–Evet haklısın Semih… Bazı kiÅŸiler için… Ben de bu ÅŸanslı kiÅŸilerdenim.

Çünkü benim cinsel enerjim… DoÄŸrusunu söylemek gerekirse bu yaÅŸam enerjisi anlamına geliyor, olaÄŸan üstü yüksekmiÅŸ… Bu sayede de genetik yeniden yapılandırmadan harika sonuç alınmış… Ve iÅŸte gördüğün gibi 82 yaşındayım ama eski çaÄŸlardaki 28 yaşındaki kadınlardan daha diri ve daha güzelim.

–Harika bir ÅŸey deÄŸil mi?

Mihriman’ın sesi iyice kısılmıştı. Delikanlıyı ellerinden tutarak yaklaÅŸtı. Semih ilk kez kadının nefesini hissetti ve başı döndü.

–Gönül yaÅŸlanmasını durduramadılar Semih. Benden tam altmış yaÅŸ gençsin ve benden altmış yaÅŸ daha az ÅŸey biliyorsun… Bazen bu tür durumlarla baÅŸ edebiliyorum… Özellikle çok içki içtiÄŸim zamanlarda ama çoÄŸunlukla baÅŸaramıyorum. Çevrem gittikçe daha da küçük çocuklarla doluyor. Semih bir ÅŸeyler demek istiyordu ama baÅŸaramıyordu. Mihriman “Sus” anlamında elini delikanlının dudaklarına koydu.

–Åžu BoÄŸaz’a bak… Ne kadar güzel deÄŸil mi?

Gerçekten de Ä°stanbul BoÄŸaz’ı çok güzeldi.

–Semih, bin yıl bile yaÅŸasam bu güzelliklere doyulmuyor… Ayrıca öğrenmek de çok güzel. Daha bilmediÄŸim o kadar çok ÅŸey var ki… Ä°ÅŸte bunlar bana heyecan vermeye devam ediyor… Hatta yaşım arttıkça aldığım heyecan daha da artıyor. Yepyeni konulara giriyorum. Kendimi geliÅŸtirmek için elime o kadar çok zaman verildi ki, hepsini büyük bir iÅŸtahla kullanıyorum. 200 yaşıma geldiÄŸimde inanılmaz birisi olacağım.

–O kadar yaÅŸayabilecek misin?

–Hiç bir fikrim yok… Henüz beyin kapasitem % 98′in üzerindeymiÅŸ. En az bir yüz sene daha dayanırsın diyorlar. Semih geriye yaslanmıştı. Mihriman onunla yatmayacaktı. DediÄŸi gibi, kadına göre çok cahil, çok geriydi. Belki onun da genleri uygun düşüp, çok uzun yaÅŸabilirse, belki elli yıl sonra ÅŸansını bir kez daha deneyecekti. Ä°lk kez bir kadının onun cazibesini reddetmesi dışında bu harika insana dokunamamış olmanın da acısını hissediyordu. Omuzlarını salladı. Her zaman kazanamayacaktı ya. Mihriman’ın kendisine iyice yaklaÅŸmış olduÄŸunu o anda gördü. Kadın bileklerinden tutmuÅŸtu. Biraz önceki sıcaklığın vücuduna tekrar yayıldığını görüyordu. Ancak bu sefer çok daha ÅŸiddetliydi. Gözleri açıldı. Karşısındaki kadının gözleriyle karşılaÅŸtı. Bakışları tanıyamadı. Sıcaklık artıyordu. Yerinden kalkmaya çalıştı, bacaklarında hiç güç kalmamıştı. Dünyası karardı… Kendini inanılmaz bir zevkin içinde buldu. Sarsılıyordu, sesi çıkmadan bağırıyordu. Yeniden ışık geldi. Hala restorandaydılar. Mihriman ellerini çekti, memnun bir yüz ifadesiyle arkasına yaslandı. Semih ter içinde kaldığını hissediyordu. Bacağının arasından bir sıcaklık hissedip sarsıldı. O anda boÅŸalmış olduÄŸunu fark etti. Ne diyeceÄŸini bilemiyordu.

Kadının yumuşak sesini bir kez daha duydu.
–Semih, tatlı olarak ne almak istersin?



[erkekadam adli web dergisinden alinmistir! yazan: haldun aydıngün ]


Comments
No Comments   |    |  Comments RSS on this post.  |  
No comments yet.

Sorry, the comment form is closed at this time.

 
SHATO Web Hosting Services